Şema Terapi
İnsan dünyaya geldiğinde kendisi, diğer insanlar ve dünya hakkında yerleşmiş bir algıya sahip değildir. Yaşamın ilk yıllarından itibaren kurduğu ilişkiler ve yaşadığı deneyimler aracılığıyla hem kendisini hem diğer insanları hem de dünyayı anlamlandırmaya başlar. Bu anlamlandırmaların bir kısmı zamanla kalıcı hâle gelerek kişinin kendisine, diğer insanlara ve dünyaya bakışını şekillendiren temel örüntülere dönüşebilir. Şema Terapi bu yapıları şemalar olarak tanımlar.
Şema Terapi literatüründe yer alan Erken Dönem Uyumsuz Şemalar, çocuklukta gelişen; kişinin kendisi, diğer insanlar ve dünya hakkında oluşturduğu, zamanla katılaşan ve yaşamını olumsuz etkileyebilen temel inanç ve örüntülerdir.
Şemalar; doğuştan gelen mizaç özellikleri ile erken dönem yaşantılarının ve çocuklukta yeterince karşılanmayan temel duygusal ihtiyaçların etkileşimi sonucunda gelişebilir. Çocukluk döneminde, içinde bulunulan koşullarda uyum sağlamaya yardımcı olmuş olsalar bile, yetişkinlikte aynı örüntüler kişinin ilişkilerini, duygularını ve yaşamını olumsuz yönde etkileyebilir.
Şemalar Nasıl Oluşur?
Her çocuğun doğuştan getirdiği mizaç özellikleri birbirinden farklıdır. Bunun yanında çocukluk döneminde kurulan ilişkiler, bakım verenlerle yaşanan deneyimler ve temel duygusal ihtiyaçların karşılanma biçimi de kişiliğin gelişiminde önemli rol oynar.
Şema Terapiye göre güven, sevgi, kabul görme, sınırlar, özerklik ve gerçekçi beklentiler gibi temel duygusal ihtiyaçların yeterince karşılanmaması durumunda bazı şemalar gelişebilir.
Bu nedenle şemalar yalnızca yaşanan olayların sonucu değildir. Aynı yaşantıyı paylaşan iki çocuk, mizaç özellikleri ve yaşadığı deneyimleri farklı anlamlandırması nedeniyle birbirinden farklı şemalar geliştirebilir.
Şemalar Günlük Yaşamı Nasıl Etkileyebilir?
Şemalar çoğu zaman farkında olmadan yaşamımızı etkileyebilir.
Örneğin çocuklukta sık sık eleştirilen ya da başkalarıyla kıyaslanan bir çocuk, zamanla "Yeterince iyi değilim." inancını geliştirebilir ve başarısızlık şeması oluşabilir.
Yetişkinlikte ise bu örüntü;
-
başarısız olacağına inanmasına,
-
sürekli onay aramasına,
-
hata yapmaktan kaçınmasına,
-
ya da başarısız olma korkusuyla bazı girişimlerden uzak durmasına
neden olabilir.
Başka bir örnekte ise çocukluk döneminde duygusal ihtiyaçları yeterince karşılanmayan bir çocuk;
"Kimse beni gerçekten anlamaz."
"Yalnızım."
"Sevilmeye değer değilim."
gibi inançlar geliştirebilir.
Yetişkinlikte bu şema, kişinin yakın ilişkilerde kendisini yalnız hissetmesine, diğer insanlara güvenmekte zorlanmasına ya da sürekli terk edileceği kaygısını yaşamasına neden olabilir.
Şemalar Neden Devam Eder?
Şemalar oluştuktan sonra kişi yaşadığı olayları çoğu zaman bu örüntülerin etkisiyle yorumlamaya başlayabilir.
Farkında olmadan şemasını doğrulayan yaşantılara daha fazla dikkat edebilir, benzer ilişki biçimlerini tekrar edebilir ya da şemasını sürdüren baş etme yolları geliştirebilir.
Bu durum şemaların zaman içinde varlığını korumasına ve güçlenmesine katkıda bulunabilir.
Şema Terapinin Amacı Nedir?
Şema Terapide amaç yalnızca yaşanan belirtileri azaltmak değildir.
Öncelikle kişinin yaşamını etkileyen şemaları fark etmesi, bu örüntülerin nasıl oluştuğunu ve bugün yaşamını nasıl etkilediğini anlaması hedeflenir.
Ardından kişinin temel duygusal ihtiyaçlarını daha sağlıklı yollarla karşılayabilmesi, daha esnek düşünme biçimleri geliştirebilmesi ve ilişkilerinde tekrar eden örüntüleri değiştirebilmesi için çalışılır.
Yaklaşımımız
Şema Terapi, Jeffrey Young tarafından geliştirilmiş; bilişsel davranışçı terapi, bağlanma kuramı, psikodinamik yaklaşım ve gelişim kuramları gibi farklı kuramsal yaklaşımlardan yararlanan bütüncül bir psikoterapi yöntemidir.
Biz de Şema Terapiyi, kişinin ihtiyaçları ve yaşam öyküsü doğrultusunda yararlandığımız psikoterapi yöntemlerinden biri olarak görüyoruz.
Şemaları değerlendirirken yalnızca bugünkü yaşantılara değil; kişinin yaşam öyküsüne, kişilik özelliklerine, ilişki kurma biçimine ve güçlü yönlerine birlikte bakmayı önemsiyoruz.
Her bireyin yaşam deneyiminin kendine özgü olduğunu kabul ediyor; bu nedenle tek bir yöntemin herkes için aynı şekilde uygulanmasının doğru olmadığını düşünüyoruz. Amacımız belirli bir terapi yöntemini uygulamak değil, kişinin ihtiyaçlarına en uygun psikoterapi sürecini birlikte planlayabilmektir.
